Ana sayfa Gramer The Present Simple Tense – English Grammar

The Present Simple Tense – English Grammar

829
0
PAYLAŞ
The Present Simple Tense
The Present Simple Tense

The Present Simple Tense

The Present Simple Tense İngilizce gramer kitaplarının ilk konularındandır. Türkçede Geniş Zaman şeklinde çevrilse de Türkçeye benzer olmayan kullanımları vardır. Şimdi konumuza geçelim:

Aşağıdaki örnek durumu inceleyelim:

Ali is a bus driver. But now he is asleep in his bed. (Ali otobüs şoförü. Fakat şu anda yatağında uyuyor.)

So: (Bu yüzden:)

He is not driving a bus (he is asleep). [O otobüs sürmüyor (şu anda uyuyor).]

But: He drives a bus. (Fakat: O otobüs sürer.)

Buna İngilizcede The Present Simple Tense diyoruz.

Aşağıdaki tabloda The Present Simple Tense öznelere göre nasıl kullanılır onu görüyorsunuz.

I / We / You / They drive.
He / She / It drives.

 

  1. The Present Simple Tense genelde yapılan işleri anlatırken kullanılır. Burada sadece şu an hakkında konuşmuyoruz. Her zaman ya da tekrar tekrar olan ya da genel olarak doğru olan bir şeyi söylemek için kullanırız. Olayın konuşma anında gerçekleşip gerçekleşmediği önemli değildir. always (her zaman), sometimes (bazen), never (asla, hiç), often (sık sık) vb. sıklık bildiren zarfların yanı sıra, every day (her gün), every month (her ay), every year (her yıl), every summer (her yaz) gibi zaman zarflarını sıkça kullanırız.

* The earth goes around the sun. (Dünya Güneş’in etrafında döner.)

* Nurses take care of patients in hospital. (Hemşireler hastanede hastalarla ilgilenirler.)

* In Canada, most stores close at 6:00 p.m. (Kanada’da birçok mağaza akşam 6’da kapanır.)

He/She/It ile fiillere –(e)s geldiğini unutmayalım:

* I work in a bank. Ahmet works in a department store. (Ben bir bankada çalışıyorum. Ahmet bir alışveriş merkezinde çalışıyor.)

  1. Cümleleri olumsuz ve soru yapmada do / does yardımcı fiillerini kullanırız. Bu duruma İngilizcede Yardımcı Fiiller konusunda değinmiştik.
Do I / we / you / they I / We / You / They don’t
work? work.
Does  he / she / it He / She / It doesn’t

 

* Excuse me, do you speak English? (Affedersiniz, İngilizce konuşuyor musunuz?)

* “Would you like a cigarette?” “No, thanks. I don’t smoke.”(“Sigara ister misin?” Hayır, teşekkürler. Ben sigara içmem.)

* What does this word mean? (Bu kelime ne anlama geliyor?)

* Rice doesn’t grow in Alaska. (Alaska’da pirinç yetişmez.)

  1. The Present Simple Tense’i işleri ne sıklıkla yaptığımızı anlatmak için kullanırız.

* I get up at 8 every morning. (Affedersiniz, İngilizce konuşuyor musunuz?)

* How often do you go to the dentist? (“Sigara ister misin?” Hayır, teşekkürler. Ben sigara içmem.)

* Ann doesn’t go out very often. (Bu kelime ne anlama geliyor?)

* In the summer, Tom usually plays tennis twice a week. (Alaska’da pirinç yetişmez.)

  1. “Where do you come from?” ile “Where are you from?” ifadesinin eş anlamlı olduğunu da aklımızda tutalım.

* Where do you come from? (Where are you coming from? değil.)

* He comes from Japan. (He is coming from Japan. değil.)
  1. have” fiilinin üçüncü şahıs biçimi, “has”dir. Soru ve olumsuz cümlelerinde fiilin yalın hali “have” kullanılır.

* Do you have a bath every day?                         – Yes, I have a bath every day. / Yes, I do.

* Does your father have breakfast every day?   – Yes, he has breakfast every day. / Yes, he does.

  1. Sinema, tiyatro gibi etkinliklerin başlama ya da bitiş saatlerini, ders programlarını ya da uçak, tren, otobüs tarifelerini belirtirken The Present Simple Tense gelecek zaman anlamıyla kullanılabilir.

* The train to Ankara leaves at 9 a.m. and arrives there at 6 p.m. (Ankara treni sabah 9’da çıkıp akşam 6’da varacak.)

* Our classes begin at 9 tomorrow and finish at 12. (Yarın derslerimiz 9’da başlayıp 12’de bitecek.)

  1. Gazete manşetlerinde olmuş olaylar, yani Türkçede Past Simple Tense ile ifade ettiğimiz olaylar, İngilizcede The Present Simple Tense ile ifade edilir.

* A live bomb blows up a shopping centre in Israel. (İsrail’de bir canlı bomba bir alışveriş merkezinde intihar saldırısı düzenledi.) =blew up

* A coach collides with a train in India: hundreds killed and hundreds more wounded. (Bir yolcu otobüsü Hindistan’da bir trenle çarpıştı: yüzlerce kişi öldü ve yüzlerce yaralı var.) =collided

PDF olarak İNDİR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here