Ana sayfa TEOG 2017 2018 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük – Tüm Kelimeler

2017 2018 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük – Tüm Kelimeler

137
0
PAYLAŞ
8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük
8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük

2017 2018 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük yazımızda 2017 – 2018 Eğitim Öğretim Yılı’nda 8. sınıflarda okutulacak Moonlight ders kitabı, çalışma kitabı ve dinleme metinlerinde COMMUNICATION ünitesinde geçen tüm kelimeleri alfabetik sıraya göre sözlük şeklinde derledik.

Aşağıda bir kısmını verdiğimiz 2017 2018 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük dosyamızı sayfa sonundaki bağlantıdan PDF formatında indirebilir ve kullanabilirsiniz.

Ben şahsen 4 sayfa olan 2017 2018 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük dosyasını, 2 sayfa ön tarafa, 2 sayfa arka tarafa denk gelecek şekilde 1 adet A4 sayfasına bastırıyorum ve öğrencilerime dağıtıyorum.

2017 2018 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük dosyamız umarız ki sizler için faydalı olur.

2017 2018 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük

A

A: bir, herhangi bir (ünsüzlerden önce)

About: hakkında

Accident: kaza

Across: bir yandan bir yana

Act out: rol canlandırmak

Action: eylem, iş

Actually: aslında

Advertisement: reklam

Afternoon: öğleden sonra

Again: tekrar

All over the world: tüm dünyada

All right: tamam, olur

All: bütün, tüm, hepsi

Also: aynı zamanda, ayrıca

An: bir, herhangi bir (ünlülerden önce)

Ancient: antik, eski

Anger: öfke, kızgınlık

Answer: cevap vermek, bakmak (telefon, kapı)

Answering machine: telesekreter

Antenna: anten

Area: alan, bölge

Argue: tartışmak

Around the world: dünya genelinde, tüm dünyada

Around: etrafında, çevresinde, civarında

As soon as possible: mümkün olan en kısa zamanda

As: iken, gibi, olarak

Ask: sormak

At the moment: şu anda

At: -de, -da, -e, -a

Attend: katılmak

Aunt: teyze, hala, yenge

Available: uygun, müsait

B

Baby: bebek

Back: geri

Bad: kötü

Bag: çanta

Base station: baz istasyonu

BC (Before Christ): milattan önce

Be able to: -ebilmek

Be on: açık olma (cihaz vb)

Be: olmak

Because: çünkü

Bee: arı

Before: önce

Below: aşağıda

Between: arasında

Bold: kalın

Borrow: ödünç almak

Broken: bozuk, arızalı, kırık

Building: bina

But: fakat, ama

Button: düğme, tuş

Buy: satın almak

By means of: vasıtasıyla, yoluyla

C

Call (Fiil): telefon etmek, aramak, demek

Call (İsim): arama, görüşme

Call back: geri aramak, dönmek (telefon)

Can: -ebilmek

Cause: sebep olmak, neden olmak

Cell tower: baz istasyonu

Cell: cep telefonu

Cellular phone: cep telefonu

Centre: merkez

Century: yüzyıl

Certain: belirli, kesin

Certainly: kesinlikle

Chance: şans

Change (Fiil): değişmek, değiştirmek

Change (İsim): değişiklik

Channel: kanal

Check: kontrol etmek

Choose: seçmek

City: şehir

Come: gelmek

Communicate: iletişim kurmak

Communication: iletişim

Communicator: iletişimci

Company: şirket

Complete: tamamlamak

Concern: ilgi, alaka, endişe

Concert: konser

Congratulations: tebrikler

Connect: bağlamak

Connection: bağlantı

Contact: temasa geçmek, irtibat kurmak

Controller: kontrolcü, denetleyici

Conversation: konuşma, sohbet

Correct: doğru

Could: -ebilmek

Cover: örtmek, kaplamak

D

Day: gün

Dear: sevgili

Definition: tanım, tarif

Depend: bağlı olmak

Develop: geliştirmek

Dial: numarayı çevirmek, telefon etmek

Dictionary: sözlük

Difference: fark

Different: farklı

Difficult: zor

Dinner: akşam yemeği

Dirty: kirli

Discuss: tartışmak

Disguise: görünüşünü değiştirmek

Disturb: rahatsız etmek

Do a favour: iyilik yapmak

Do well: durumu iyi olmak

Do: yapmak

Down: aşağı

E

Each other: birbirini

Earlier: daha öncesinde, daha evvel

Easy: kolay

Egyptian: Mısırlı

Email:; eposta

Engaged: meşgul

Enough: yeterli

Entertainment: eğlence

Etc. (et cetera): ve benzeri

Etiquette: görgü kuralları

Evening: akşam

Every: her

Exam: sınav

Excellent: mükemmel

Exchange information: bilgi alışverişinde bulunmak

Explain: açıklamak

Express: ifade etmek

Expression: ifade

F

Face: yüz

Fall: düşmek

False: yanlış

Family: aile

Fancy: istemek

Feel: hissetmek

Feeling: his, duygu

Few: birkaç

Find out: bulmak, öğrenmek

Find: bulmak

Fine: iyi

Flu: grip

Follow: takip etmek

Following: aşağıdaki

For: için

Form: biçim, şekil, form

Frequency: frekans, sıklık

Friend: arkadaş

Future: gelecek

G

Get better: iyileşmek

Get through: telefon bağlantısı sağlamak

Get: almak, elde etmek

Give: vermek

Given: verilen

Glad: memnun

Go: gitmek

Going to: -ecek, -acak

Good at: bir şeyde iyi olmak

Good: iyi

Goodbye: güle güle, hoşça kal

Government: hükümet

Great: harika

Greek: Yunan

H

Hand: el

Hang up: telefonu kapatmak

Happen: olmak, meydana gelmek

Happy: mutlu

Has got: sahip olmak

Have got: sahip olmak

Have: sahip olmak, yapmak, yemek

Heading: başlık

Hear: duymak

Hello: merhaba

Help: yardım etmek

Her (Kadınlar için – sahiplik): onun

Her (Kadınlar için): o, onu, ona

Here: burada, buraya, işte

Hi: merhaba

Hide: gizlemek, saklamak

High-technology: yüksek teknoloji

Him (Erkekler için): o, onu, ona

His (Erkekler için – sahiplik): onun

History: tarih

Hold on: beklemek, hatta kalmak

Home: ev

Homework: ev ödevi

Hot topic: sıcak gündem maddesi

Hour: saat

House: ev

How many: ne kadar, kaç tane

How well: ne kadar iyi

How: nasıl

However: bununla birlikte, ama, fakat

Huge: kocaman, devasa

Human: insan

Hundred: yüz

I

I hope: umarım

I think: bence, sanırım

I’ll get him / her: telefonu ona veriyorum

I’m afraid: korkarım

Idea: fikir

If: eğer

ill: hasta

In use: kullanımda, meşgul

In: içinde, -de, -da

Increasingly: giderek artan oranda

Influence: etki

Information: bilgi

Interested in: ilgi duymak

International: uluslararası

Into: içine, -e, -a

Introduce: tanıtmak, tanıştırmak

Invite: davet etmek

J

Join: katılmak, birleştirmek

Joke: şaka

July: Temmuz

Jump: atlamak, zıplamak

Just: sadece

K

Keep in touch: iletişim kurmak, temas kurmak

Know: bilmek

L

Large: büyük, geniş

Last: geçen, son

Late: geç

Later: sonra

Leave: bırakmak

Lend: ödünç vermek

Let: izin vermek

Let’s: hadi

Lie: yalan

Life: yaşam, hayat

Like (Edat): gibi

Like that: bunun gibi, böyle

Limit: sınırlamak, kısıtlamak

Line: satır, çizgi

Listen: dinlemek

Live: yaşamak

Look after: bakmak, ilgilenmek

Look forward to: dört gözle beklemek, iple çekmek

Look: bakmak

Lose: kaybetmek

Lot: çok

Loudly: yüksek sesle, gürültüyle

Lovely: güzel

M

Magazine: dergi

Main: asıl, ana

Make sure: emin olmak, garantiye almak

Make: yapmak

Manage: başarmak, yönetmek

Manager: müdür, idareci

Many: birçok, çok

Mark: işaretlemek

Match (Fiil): eşleştirmek

Match (İsim): maç

Mate: arkadaş

Maths: matematik

Matter (Fiil): önemli olmak

Matter (İsim): mesele, sorun

May: -ebilmek

Maybe: belki

Me: ben, beni, bana

Meal: yemek

Meaning: anlam

Media: medya, basın

Meet: buluşmak, tanışmak, karşılaşmak

Meeting: toplantı

Megaphone: megafon

Memo: kısa not

Message: mesaj

Million: milyon

Miss: özlemek

Mobile: cep telefonu

Moment: an

Money: para

Monkey: maymun

More: daha fazla

Most of all: bilhassa, en önemlisi

My: benim

N

Name: isim, ad

Need (Fiil): ihtiyacı olmak, gerek duymak

Need (İsim): ihtiyaç

Network: ağ, şebeke

Never mind: boş ver, dert etme

Never: asla, hiç

News: haberler

Next: gelecek

Nice: güzel, hoş

Note: not

Notice: fark etmek, farkına varmak

Now: şimdi

Number: numara

O

Of course: tabii ki

Of: -in, -den, ile ilgili

Often: sık sık, sıklıkla

OK: tamam, iyi, uygun

Old: eski, yaşlı

On: -de, -da, üzerinde

Only: sadece, tek

Or: veya, ya da, yoksa

Order: sıra

Organize: düzenlemek

Other: diğer, başka

Our: bizim

Out of order: bozuk, arızalı

Out: dışarıda

P

Page: sayfa

Pair: çift, ikili

Paper: kağıt

Pass: geçmek

Past: geçmiş

Pay phone: ankesörlü telefon

Pay: ödemek

People: insanlar

Perfect: mükemmel

Perhaps: belki

Person: kişi

Persuade: ikna etmek

Philosophy: felsefe

Phone card: telefon kartı

Phone: telefon

Photo: fotoğraf

Phrase: tabir, ifade

Pick up: telefonu açmak

Picture: resim

Piece: parça

Place: yer

Play: oynamak

Please: lütfen

Pocket: cep

Poem: şiir

Polite: kibar, nazik

Pool: havuz

Practice: alıştırma yapmak, uygulamak

Present (Fiil): sunmak, takdim etmek

Present (İsim): hediye, şimdiki zaman

Printing press: matbaa

Progress: gelişme, ilerleme

Promise: söz

Properly: düzgün bir şekilde, uygun bir şekilde

Public places: halka açık yerler

Public speaking: halka hitap etme

Push: basmak (düğme)

Put someone through: telefonu bağlamak

Put the phone down: telefonu kapatmak

Put: koymak, yerleştirmek

Puzzle: bulmaca, yapboz

Q

Question: soru

Quickly: hızlı bir şekilde

R

Radio: radyo

Rain: yağmur yağmak

Read: okumak

Really: gerçekten

Reason: sebep, neden

Receive: almak

tumingilizce.com

Record: kaydetmek

Related to: ile ilgili

Repeat: tekrarlamak

Respectful: saygılı

Ring: telefon etmek

Roman: Romalı

Rude: kaba

S

Same: aynı

Saturday: Cumartesi

Say: söylemek

School: okul

Science: fen, bilim

Sea: deniz

See you: görüşürüz

See: görmek

Send: göndermek

Sentence: cümle

Shop: dükkan, mağaza

Shopping: alışveriş

Short: kısa

Should: -meli, -malı

Shout: bağırmak

Show: göstermek

Sign: işaret

Signal: sinyal

Similar: benzer

Simple: basit

Sing songs: şarkı söylemek

Sir: efendim, bay, bayım

Sister: kız kardeş

Situation: durum

Skiing: kayak

Slot: kart yuvası

So (cümle sonunda): öyle

So much: çok fazla

So: bu yüzden, böylece

Society: toplum

Some: biraz, bazı

Somebody: birisi

Someone: birisi

Something: bir şey

Sometimes: bazen, ara sıra

Soon: yakında, kısa zamanda

Sophisticated: gelişmiş, karmaşık

Sorry: üzgün

Sound: kulağa gelmek

Sound: ses

Speak: konuşmak

Special: özel

Spend: harcamak, vakit geçirmek

Stay: kalmak

Step: adım

Still: hâlâ, yine de

Story: hikaye

Strange: tuhaf, garip

Strong: güçlü

Sunday: Pazar

Sure: emin, tabii ki

Swap: değiş tokuş etmek

Switch off: kapatmak

Symbol: sembol

Sympathy: anlayış, halden anlama

System: sistem

T

Table: tablo

Take: almak, götürmek

Talk: konuşmak

Teenager: genç, ergen

Telephone (Fiil): telefon etmek

Telephone (İsim): telefon

Tell: söylemek, anlatmak

Text (Fiil): yazmak (klavye ile)

Text (İsim): metin, parça

Text message: cep telefonu mesajı, kısa mesaj

Than: -den, -dan

Thanks: teşekkürler

That: o, şu

That’s it: hepsi bu kadar, hepsi bu

Theatre: tiyatro

Their: onların

Them: onlar, onları, onlara

Then: sonra, o zaman

There are: var

There is: var

There: orada, oraya

These: bunlar

Things: işler, şeyler, giysiler

Think: düşünmek

This is … : Ben …

This: bu

Those: onlar, şunlar

Thought: düşünce

Time: zaman, vakit, süre

Times: kere, kez, defa

Tip: öğüt, tavsiye

To: -e, -a

Today: bugün

Together: beraber, birlikte

Tomorrow: yarın

Tonight: bu gece

Too: de, da

Top: üst

Topic: konu, başlık

Tower: kule

Transmit: iletmek

Travel: seyahat etmek

True: doğru

Truth: doğru

Try: denemek, çabalamak

U

Understand: anlamak

Unfair: adil olmayan, haksız

Unique: eşsiz, benzersiz

Unusual: olağandışı, alışılmadık

Upset: keyfini kaçırmak, üzmek

Us: biz, bizi, bize

Use: kullanmak

User: kullanıcı

Usually: genellikle

V

Verb: fiil

Very: çok

Visit: ziyaret etmek

W

Wait: beklemek

Walkie talkie: telsiz

Want: istemek

Wash: yıkamak

Wave: dalga

Way: yol

Wedding: düğün, nikâh

Week: hafta

Weekend: hafta sonu

Whale: balina

What about …? – Peki ya, Ne dersin

What is more: dahası

What time: saat kaçta

What: ne, hangi

What’s up? – Ne haber?

What’s wrong with you? – Neyin var?

When (Bağlaç): -dığı zaman, -dığında

When (Soru): ne zaman

Where: nerede, nereye

Which: hangi

Who: kim

Why: niçin, neden

Will: -ecek, -acak

Wish: dilek, istek

With: ile

Word: kelime

Work: çalışmak

World: dünya

Worried: endişeli

Worry: endişelenmek

Write: yazmak

Written: yazılı

Wrong: yanlış

Y

Your: senin, sizin

2017 2018 8. Sınıf İngilizce dosyalarımıza ulaşmak için TIKLAYINIZ.

Bize destek olmak için, bizi FacebookTwitterGoogle+ ve Pinterest hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

2017 2018 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite Sözlük İNDİR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here